Afrika Müteahhitlik Fonu

Özellikle global politik gelişmelere bağlı olarak daralmakta olan Türk müteahhitlik sektörünün yurt dışındaki faaliyetlerinin tekrar büyümesi ve 2023 hedefi olan 50 milyar USD büyüklüğe ulaşması için Afrika pazarı önemli bir seçenek olarak uzunca bir süredir değerlendirilmekte. Halihazırda bazı Türk müteahhitleri de bir süredir gerek Cezayir ve Fas gibi Kuzey Afrika ülkelerinde, gerekse Ekvatoral Gine, Senegal, Kenya gibi Afrika’nın diğer bölgelerinde faaliyet göstermekte. Aslında gerek başta elektrik ve su temini gibi temel ihtiyaçların giderilmesi, gerekse sahip olduğu yeraltı ve yer üstü kaynakları ve yatırımlara duyduğu ihtiyaç açısından bakıldığında Afrika, Türk müteahhitlerinin uzunca bir süre faaliyet gösterebileceği bir bölge olarak karşımızda durmakta.

Yıllar boyu batılı devletlerin sömürgesi halinde olan Afrika ülkelerinin kendi ayakları üstünde durmasını sağlayacak ve gelişimlerini sağlayacak temel prensip “kazan-kazan ilkesi” üzerine yapılacak yatırımlarla mümkün.

Afrika pazarı, iki temel sorunun çözülebilmesi durumunda işbirliği potansiyeli ve sürdürülebilirliği oldukça yüksek bir bölge. Bu sorunlar temelde güvenlik ve finansman olarak değerlendirilebilir. Güvenlik konusunda özellikle ülkeler arası güvenlik işbirlikleri ve açılan büyükelçilikler çerçevesinde mesafe katedilse bile taraf olarak ülkemizin tek başına çözebileceği bir konu olmaktan uzak maalesef. Ancak özellikle güvenli bölgelerde verilecek müteahhitlik hizmetleri için finansman konusu, Türkiye’nin ciddi bir planlama ve yatırım perspektifi ile çözebileceği bir husus. Bu çerçevede özellikle Müteahhitler Birliği’nin birçok toplantısında dile de getirdiğim “Afrika Müteahhitlik Fonu” kurulması önerim bu anlamda ciddi bir çözüm potansiyeline sahip.

Afrika, sahip olduğu güneş, su ve rüzgar enerji potansiyeli, petrol ve doğalgaz gibi yeraltı kaynakları açısından dünyada ciddi yatırım imkanlarına sahip. Örneğin 2016 yılının Ekim ayında dünyanın gelir seviyesi en düşük ülkeleri arasında yer alan Mozambik’te ciddi bir doğalgaz rezervi bulundu. İtalyan Eni ve İngiliz BP şirketleri, Mozambik hükümeti ile 25 yıllık bir anlaşma sağlayarak burada yatırımcı pozisyonda yerlerini aldılar. Aynı şekilde bölgede faaliyet gösteren Çinli firmalar da devlet desteği ile yatırımcı konumdalar.

Türkiye’nin de bu çerçevede yapması gereken, Türk inşaat firmalarının müteahhitlik hizmetlerini finansmanı da beraberinde götüren birer yatırımcı olmasının sağlanması. Afrika Müteahhitlik Fonu, bu çerçevede ülkemizde Türkiye Varlık Fonu’nun altında, Türk müteahhitlerinin yurtdışı operasyonlarını finansal olarak desteklemek adına kurulmalı ve bu projelerde yatırımcı olarak yer almalıdır. Örneğin Türkiye Varlık Fonu’nun sahip olduğu Türk Telekom, Türksat hisselerinden elde edilen gelirlerin bir kısmı Afrika’daki telekom ve iletişim altyapı projelerinin finansmanında kullanılabilecek birer finansal enstrüman olarak değerlendirilebilir, aynı şekilde Eti Maden İşletmeleri, Türkiye Petrolleri ve Botaş’a ait gelirlerin bir bölümü de Afrika’nın doğal kaynaklarına ait yatırımlar için kullanılabilir. Bu çerçevede aslında ülkemizin büyük kuruluşları, Afrika’da birer yatırımcı ve bu yatırımlardan elde edilecek gelirlerin uzun vadeli ortağı haline gelebilir.

Ana çerçevesini çizdiğim bu model, ikili ilişkilerin iyi ve güvenlik sorunun daha düşük olduğu ülkelerdeki birkaç pilot projede denenebilir, başarılı olması durumunda Afrika geneline yayılabilir ve hatta Güneydoğu Asya’da Endonezya ve Hindistan gibi ülkelerde de yeni işbirlikleri ve stratejik ortaklıkların ve yatırımların kapısını aralayabilir ve Türkiye Müteahhitlik Fonu olarak daha geniş bir alanı kapsayabilir. Bununla birlikte bu model uluslararası fon ve finans kuruluşlarıyla da birlikte daha büyük çaplı fonlama yapılmasının önünü de açacaktır.

Dr. Levent SÜMER

01.10.2017, İstanbul

© - 2018 www.leventsumer.com | Dr. Levent SÜMER Her Hakkı Saklıdır.