Boğaziçi Üniversitesi 2. İnşaat Ekonomisi Zirvesi

19 Ekim Perşembe günü Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’de gerçekleştirilen 2. İnşaat Ekonomisi Zirvesinde yeni finansal enstrümanlar panelinde konuşmacıydım. Türk müteahhitliği ve malzeme sektöründen kentsel dönüşüme, inşaatta İK’dan tasarım yönetimi ve teknoloji kullanımına, global ve bölgesel politik gelişmelerin sektöre etkisinden yatırımların tüm paydaşlar açısından karlılığına, sektörü bekleyen tehlikelerden benim de kapsamlı bir sunum yaptığım finansman sorunlarına yönelik çözüm önerilerine kadar birçok konu, sektörün önde gelen profesyonel ve akademisyenleri tarafından ele alındı. Zirveye ilişkin notlarımı, görüş ve önerilerimi paylaşıyorum.

ENR-250 listesine giren 46 firmamız var ve bu listede Çin’den sonra 2. sırada yer alıyoruz. Ancak ciro olarak sadece %5’lik bir orana sahibiz. Yıllık 50 milyar USD ciroya ulaşabilmemiz için teknolojik yatırımlarda ve finansman olarak desteklenen projelerde yer almamız şart. Bu çerçevede Türk firmalarının finansmanı da beraberinde götürebileceği yatırım projeleri için yapmış olduğum “Varlık Fonu’nun işlerlik kazanmasından sonra gelirlerinin bir kısmını ayırabileceği Yurtdışı Müteahhitlik Fonu kurulması önerisi” gerek müteahhitlerimizin yurtdışı hizmet ihraçlarını arttıracak gerekse Varlık Fonunun uzun vadeli gelir elde etmesine olanak sağlayacaktır.

TMB’ye kayıtlı sadece 115 firma mevcut ancak ülkemizde faaliyet gösteren 315.000 müteahhit var. Bu durum başta kalite ve iş güvenliği olmak üzere birçok teknik, sosyal ve toplumsal sorun doğuruyor. Olası bir depremin bu çerçevede doğuracağı vahim sonuçların önüne geçmek için sağlıklı bir kentsel dönüşüm ve bu çerçevede yasal düzenlemelerin yapılması çok önemli ve acil. Bununla birlikte son dönemde malzeme sektörü ciro bazında satışlarda artış sağlasa tahsilat anlamında ciddi sorunlar mevcut. Kredi garanti fonu bu çerçeve dönemsel olarak sorunları çözmüş gibi gözükse de bu kredilerin geri dönüşlerinin takibi sektörün yönünü görmek açısından önemli.

Bugüne kadar kentsel dönüşüm bina bazlı olarak imar haklarının arttırılması olarak ele alındı ve sağlıklı, nefes alabilen, yeşil alan ve sosyal donatı olarak zenginleştirilmiş yaşam alanları oluşturmak yerine rantı arttıran bir bakış açısıyla ciddi sorunlar doğurdu. Bu yaklaşımın bir an önce büyük ölçekli ve uzun vadeli planlamalarla yer değiştirmemesi durumunda estetikten yoksun çok katlı binaların sıra sıra dizildiği, halihazırda çok ciddi trafik ve altyapı sorunları olan İstanbul’un daha büyük sosyolojik, psikolojik ve ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalmasına sebep olacak.

Nüfusun artması, demografik değişiklikler ve beklentiler sebebiyle artan konut arzına rağmen toplumun gelir seviyesi uzun bir süredir sabit. Sürekli artmakta olan arsa ve konut fiyatları sebebiyle üreticinin sunduğu fiyat ile alıcının alım gücü arasında ciddi bir uçurum oluşmakta. Buna bir de bankalara ödenen yüksek finansman maliyetleri eklendiğinde konut yatırımları bu şekilde sürdürülebilir olmaktan çok uzakta. Bunun için gerek alıcı gerekse satıcı açısından daha ekonomik ve başarılı finansman modelleri ortaya koymak şart.

Emeklilik dönemine yönelik bir gelecek yatırımı olarak bakılan konut edinme yerine devletin %25 katkı vererek yaygınlaştırmaya çalıştığı bireysel emeklilik sistemine yönelmek oldukça önemli. Bu çerçevede bankalara yüksek faiz ödeyerek alınan tekil konut/ofis yatırımları yerine çok sayıda gayrimenkul yatırım araçlarını barındıran gayrimenkul fonlarına yönelim çok taraflı kazanım için önemli bir açılım olacaktır.

Büyük çaplı devlet yatırımlarının finansmanı için halihazırda yürütülen kamu-özel ortaklığı modeline, taşıdığı finansal riskleri de bertaraf edecek önerim olan “projelerin devletin ihraç edeceği sermaye piyasası araçlarıyla finanse edilmesi ve bu araçların da içinde yer alacağı “gayrimenkul edinmeye yönelik bireysel emeklilik sistemi” ile gerek proje finansmanı daha ucuz ve sürdürülebilir bir modelle sağlanabilecek, gerekse de BES fonlarına yönelik talep artacaktır. Özellikle konut finansmanının da kira getirisine dayalı faizsiz bir modele dayandırılarak modele entegre edilmesi, birbirini besleyen ciddi bir yatırım ve finansman ekosistemine dönüşecektir.

Zirveyi düzenleyen Prof. Vedat Akgiray ve Y. Doç. Ali Coşkun başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyor ve zirvenin bu minvalde sektördeki tüm paydaşlar, kamu otoriteleri ve özel sektör açısından faydalı sonuçlar doğurmasını diliyorum.

21 Ekim 2017, İstanbul

© - 2018 www.leventsumer.com | Dr. Levent SÜMER Her Hakkı Saklıdır.