Gezi Parkı Eylemleri: Doğrular ve Yanlışlar

Gezi parkı eylemleri, ağaç koruma (!) eyleminden toplumsal ayrıştırma projesine dönüşmüş durumda. Aynı binada oturan komşular bile tencere tava eylemini ifa eden ve etmeyen olarak ayrışmış bile. Peki nedir bu süreçte doğrular ve yanlışlar:

– Başbakanın, belediye başkanının söyleminin aksine Taksim gezi parkına AVM veya rezidans yapılacağını söylemesi yanlış, insanların çevreci bir yaklaşımla demokratik olarak buna karşı çıkması doğru,

– Hizmet adına Taksim’de yeni projeler hayata geçirmek doğru, ancak bunu toplumsal mutabakat ve halkın beklentilerinin gözardı edilerek dayatmacı bir şekilde yapılmaya çalışılması yanlış,

– Gezi parkında çevreyi korumak için toplanmak doğru, polisin orantısız güç kullanması yanlış,

– Ağaç korumak için toplananların çevreyi yakıp yıkması, marjinal grupların arkasından sürüklenmesi yanlış, sağduyulu çağrılar yaparak toplumu sakinleştirmek doğru,

– “Gezi parkı bahane, sen hala anlamadın mı neden toplandığımızı” demek yanlış, bu söyleme rağmen olanlara destek vermek yanlış,

– Gezi parkına girip sevinmek doğru, ama bundan sonra Beşiktaş, Ankara ve diğer şehirlerde eylem yapmaya ve yakıp yıkmaya devam etmek yanlış,

– Çevreci anlayışla gezi parkını temizlemek doğru, ama sonrasında esnafa daha büyük zarar veren eylemlere karışmak ve destek vermek yanlış,

– Sosyal medyada birbirini “demokratik eylem yapmaya” destek vermek için çağırmak doğru, ancak sosyal medyayı, provokasyon, yalan haber, kışkırtma ve tahrik için kullanmak yanlış,

– Basının olan biteni geç haber vermesi ve duyarsız kalması yanlış, duyarlı olanın provokatif haberleri yanlış, bazı üniversitelerin sınava katılmayan öğrencilerin telafi sınavına mazeretsiz girebileceklerini söyleyerek açıkça onları eylem yapmaya teşvik etmek yanlış,

– Başbakanın icraatları için muhalefet partisinden icazet alma ihtiyacı olmadığını söylemesi kendi perspektifinden doğru, tüm Türkiye’nin başbakanı olduğu gerçeğine aykırı olarak bunu söyleme biçimi, üslubu ve tavrı yanlış,

– Aralarında marjinal gruplar bulunduran eylemcilerin ana amaçlarının ağaçtan öte olduğunu söylemek doğru, ancak tamamını çapulcu olarak nitelemek yanlış,

– Hükümetin icraatlarını beğenmeme ve bunu sandıkta değerlendirmek demokratik bir hak, bu yöntemi kullanmak doğru, ancak tencere ve tavaya vurarak, kornaya basarak, slogan atarak, küfür ederek, tahrik ederek, ufak çocukları buna alet ederek, yaşlı, çocuk, hasta demeden huzuru bozarak gürültü çıkarıp hükümetin istifasını istemek yanlış,

– Yaşanan tüm bu olayları “Taksim Tahrir olur mu, Türk baharı” olarak değerlendirmek tarihi bir yanlış, eylemlerin sona erdirilmesi için çağrı yapmak doğru.

Peki ne yapmalıyız?

– İktidarın tefekkür edip, öz muhakemesini yapıp son zamanlarda nerede hata yaptığını tespit etmesi – ki bu çok açık (söylem, üslup, dar perspektifli, tek yanlı, ben yaptım oldu tavırlı) bunu düzeltme yoluna gitmesi,

– Muhalefetin artık “herşeye muhalefetten” vazgeçip toplumsal gelişime katkı sağlaması,

– Amacı sadece tüm yaşananların dışavurumu veya ağacı korumak olanların evlerine dönmesi ve marjinallerin ve bölücülerin arkasına sürüklenmemesi,

– İçişlerinin tüm bu yaşananlardan sonra halkla nasıl iletişim kurması gerektiği konusunda kendini gözden geçirmesi,

– İnsanların birbirini dinleyerek ve hoşgörüyle uzlaşma sağlaması, sağlayamıyorsa da birbirinin hakkına saygı göstermesi.

Peki olaylar yatışmaz da en kötü senaryoda  daha fazla büyümesi durumunda ne olur?

– Toplumsal ayrışma, ideolojik çatışmalar, olayların üniversitelere taşınması, karşı grupların da tahriklere gelerek sokağa dökülmesi ve ülkede kardeş kavgasına başlaması, 70 sonları anarşi ortamının geri getirilmeye çalışılması,

–  Dünya nezdinde itibar kaybı, olimpiyat vb. büyük organizasyonların unutulması, ciddi ekonomik ve gelir ancak daha önemlisi can kayıpları,

– Bölgesel sorunların artması, bölgenin en istikrarlı ülkesi olan Türkiye’nin içine düşürüldüğü durumla bölgede çok ciddi ayrışmaların ve sorunların artması,

Olayların daha fazla büyümesi durumunda ne kazanırız?

….

Kaostan kaynaklanan yeni düzen oluşturmak isteyenlere, dış güçlerin oyunlarına, onların Türkiye’deki işbirlikçilerine, içerdeki düzen bozuculara ve onların dışardaki destekçilerine fırsat vermeyelim..

Oyuna gelmeyelim!

Birlik ve beraberliğimizin bozulmasına asla müsaade etmeyelim!

02 Haziran 2013, İstanbul

© - 2018 www.leventsumer.com | Dr. Levent SÜMER Her Hakkı Saklıdır.