İnşaat Sektöründe Verimlilik

Bundan 10 yıl önce İTÜ’den mezun olduğumda mezunların belki de %90’ından fazlası gibi statik, mekanik, betonarme, çelik yapılar veya diğer teknik mühendislik alanlarında bir bitirme çalışması yapmak yerine sektörde daha önce hemen hiç kimsenin derinlemesine incelemediği “verimlilik” konusuna temas etmek ve “İnşaat Sektöründe Verimlilik”kavramını işlemeye karar vermiştim. İlk görünüşte arkadaşlarım tarafından “işin kolayına kaçma ve zorlanmadan bitirme tezi yazma” olarak algılanan bu düşüncem, aslında benim iş hayatındaki geleceğimin nasıl şekilleneceği konusunda attığım adımların temelini oluşturmuştu. Nitekim bu çalışmayı yaparken yurtiçinde “Milli Prodüktivite Merkezi’nin” yayınları dışında sektöre özel araştırma bulamamış, bu sebeple ağırlıklı olarak yabancı kitap ve makalelere yönelmiştim. Bu vesileyle de Illinois Institute of Technology’de Construction Management master yapmama vesile olacak saygıdeğer hocam David Arditi’nin konuyla ilgili makaleleriyle ve sonrasında da kendileriyle tanışmıştım. Yani aslında “verimlilik” konusu benim için bitirme tezinden çok akademik ve profesyonel iş yaşantımın geleceğini belirleyen bir adım olmuştu birdenbire. Bitirme tezimi sunduktan sonra yine değerli hocamız Doğan Sorguç’un takdirlerine mazhar olmuş ve konuyla ilgili bir makalem de İnşaat Dünya dergisinin Haziran 2003sayısında yayımlanmıştı.

Birey olarak benim için bu kadar önemli olan bu kavram, aradan geçen 10 yıllık sürece baktığımda maalesef inşaat firmaları için olması gerektiği kadar değer ve öneme sahip olamadı. 10 yıl önce yaptığım araştırmanın, aradan geçen süreçte iş tecrübelerimle harmanlayıp bu yazımda bu konuyu özellikle yönetimde verimlilik perspektifinden tekrar gündeme getirmek istiyorum.

İlk olarak 1556 yılında madencilik biliminin ilk büyük eseri sayılan ve Georgius Agricola tarafından yazılan 6 ciltlik “De Re Metallica” adlı kitapta geçen “Prodüktivite” kavramı, 1. Dünya Savaşının ardından Henry Laurance Gantt tarafından, insan gücü kontrolü ve motivasyonla ilgili bilgileri geliştirmesiyle ve Gantt metodunu oluşturmasıyla günümüzdeki manasıyla kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonra Lillian ve Frank Gilbreaths, insanların parmak hareketleriyle ilgili yaptıkları analizlerle işi çok küçük parçalara ayırıp herbir harekete ayrı bir anlam ve soru yükleyerek ve bu şekilde çalışma mekanizmalarını parçalara ayrılarak herbir parçadan maksimum düzeyde fayda elde etmeyi amaçlamışlardır. Günümüzde de verimliliğin temel yapısını oluşturan bu çalışmalarla verimlilik hakkındaki ilk araştırmalar bu şekilde başlamıştır.

En eski sanayi dalı olan inşaat sektöründe verimlilikle ilgili araştırmalar ancak 1970 sonlarında başlamıştır. Amerika Birleşik Devletleri’nde 200’den fazla büyük Amerikan şirketinin yer aldığı “Business Roundtable” adlı organizasyon üyelerinin “Yapı Performansı” ile ilgili birtakım çalışmalar yapmaya karar vermesi ile bu alandaki çalışmaların ilk tohumları atılmıştır.

Bu organizasyonun; projelerin uygulanışını incelemek için modern yönetim metodları kullanılarak incelemeye aldıkları inşaat endüstrisindeki çalışmaların ilk sonuçlarına bakıldığında şu önemli kararda görüş birliğine varılmıştır:

“İnşaat endüstrisinin içinde ve dışında yer alan herkes, bu endüstrinin iş programından ciddi sapmalar ve aşırı maliyet artışları yüzünden zor durumda olduğu konusunda hemfikirdir”.

Yukarıdaki saptamanın ardından yapılan değerlendirmede, bu sektörde verimliliği arttıracak modern yönetim sisteminin önemine değinilmekte ve ilginç, dikkat çekici ve bir o kadar da doğru olan şu görüşte birleşilmektedir:

“Proje yöneticilerinin her istediğini kontrol edebilecek modern, maliyet etkili yönetim sistemi henüz geliştirilememiştir. Bununla birlikte birçok mal sahibi, sözü edilen yönetim sisteminin kullanımından elde edilecek ekonomik kazancın farkında değildir. Bu yüzden mal sahipleri; inşaat projelerinde, sistemlerin düzeltilmesinin maliyetinin karşılanması konusunda isteksiz davranmakta ve buna, gereksiz harcama gözüyle baktıklarından karşı çıkmaktadırlar.

Günümüzdeki durumun bundan 30 yıl önce yapılan saptamadan pek de farklı olmadığını görüyoruz. Teknolojik gelişmeler ve bilgisayar kullanımının yaygınlaşması ile belli bir mesafe katedilmiş olsa bile alınacak daha çok yolumuzun olduğu gözüküyor.

İnşatta verimlilik geçmişten günümüze, çoğu zaman daha uzun ve daha çok çalışmaolarak algılanmıştır. Bu demode ve uygulamada faydadan çok zarar getiren fikir sebebiyle verimlilik kelimesine çalışanlar tarafından şüpheyle bakılmış, yöneticiler, verimi arttırmak için çalışanlarına baskı uygulamak zorunda kalacaklarını düşünmüşlerdir. Oysa çalışanları daha verimli kılan; işin düzenli akışını ve sunulan olanaklarla bilgiyi bütünleştirerek gereksiz kısıtlama ve engeller olmadan çalışmalarını sağlamaktır.

Temel olarak inşaat sektöründe verimliliğe etki eden faktörleri 8 kategoriye ayırmak mümkündür:

  1. Malzeme
  2. Emek
  3. Yönetim
  4. Mühendislik
  5. Yapım Teknikleri
  6. Ekipmanlar
  7. Sözleşme
  8. Bilgisayardan Faydalanma

Yukarıda saydığımız bu temel parametereler, verimliliğe bazen direkt bazen de dolaylı olarak etki edebilmektedir. Tüm bu parametrelerin yer aldığı etkin ve verimli bir yönetim felsefesini oluşturabilmek için önce firmanın durumuyla ilgili birtakım verilerin toplanması, incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekir.

Veri Toplanması

Genel olarak firmanın durumuna bakış.

  • Anket uygulanması ve ilgili kişilerin görüşlerinin alınması
  • Kısa süreli aktivite analizinin yapılması
  • Detaylı proje analizi yapılması
  • Prosedürlerin incelenmesi
  • Zamanlama hatalarının saptanması
  • Videoya kayıt

Verilerin Analizi

  • Akış diyagramları hazırlanması
  • Personel dağılımını ve dengesini gösteren diyagramların hazırlanması

Problem Çözme Tekniklerinin Saptanması

  •  Problem çözümüne ilişkin eğitimin yapılması
  • Bireysel olarak verilerin araştırılması ve incelenmesi
  • Beyin fırtınası yapılması
  • Yönetim ve personel analizi oluşturma
  • Kalite çemberleri oluşturulması

 Hedeflerin Yerine Getirilmesi

  •  Yönetimin çabası, aktiviteleri, proje sonuçları, ödüller, anketler yoluyla uygun bir sistem geliştirme
  • Etkili iletişim
  • Taahhütlerin yerine getirilmesi için engellerin kaldırılması
  • Prosedürler, teknikler, araçlar, malzemeler ve iş durumunda gerekli görülen yerlerde vakit kaybetmeksizin değişiklik yapılması

Yukarıda sayılan dört aşama uygulandıktan sonra aşağıdaki adımlar izlenmeli, yazılan sorulara cevap aranmalıdır:

  1. İş bütün detaylarıyla tarif edilmelidir.
  2. Her detay analiz edilmelidir.

Her detayla ilgili 6 adet sorunun sorulması sağlanmalıdır:

  • Amaç nedir?
  • Neden bu yöntem kullanılıyor?
  • İş en iyi ne zaman yapılmalıdır?
  • İşin yapımı için en uygun yer neresidir?
  • İşin yapılması için en iyi yöntem hangisidir?
  • Bu işi en iyi kim yapar?

3. İş planı, kullanılan araçlar, ekipman, malzeme akışı ve güvenlik irdelenmelidir:

  •  Daha iyi bir metod önerilmeli ve seçilen metodun detayları yazılmalıdır.
  • Eskilerinin yerlerini çok daha iyi dolduracak yeni çözüm yoları açıklanmalıdır.

4. Metodun gereklerinin yerine getirilmesi

  • Metod tanıtılmalıdır: Patrona, Yöneticilere, Çalışanlara
  • Onay geldiği an yeni metod uygulanmaya konmalıdır.
  • Her detayın öğrenilmesi biraz zaman alabilir ancak yeni metodtan vazgeçilmememlidir.
  • Başarılı görülen durumlarda çalışanlar takdir edilmeli ve ödüllendirilmelidir.

Yukarıda sayılanlara ek olarak programın yürütülmesi sırasında aşağıdaki maddelere de önem verilmelidir:

  •  Verimlilik programının ne olduğunu ve nasıl yürütüldüğünü açıklayan basit ama detaylı bir broşür hazırlanmalı ve çalışanlara sunulmalıdır.
  • Yapılacak uygulamanın klasik ve geleneksel yönetim anlayışından farklı olduğu vurgulanmalıdır. Verimlilikle ilgili problemlerin saptanmasına, çözümüne ilişkin öneriler bulunmasına önem verilmelidir.
  • Üst yönetimin uygulamaya destek verdiği ve projenin başarılı olması için maddi gereksinimlerin karşılanacağı ifade edilmelidir.
  • Ödül sistemi açık bir şekilde izah edilmelidir. Bu çalışanları teşvik edecektir.
  • Programın yürütülmesi için aceleci davranılmamalıdır.
  • Kişilerin yanlışlarını düzeltmek verimliliği ilerleyen adımlarda etkileyebilir ancak bunun aleni bir şekilde yapılmaması çok gerekirse birebir görüşmeler sonucu yapılması gerekir.
  • Çözmek amacıyla saptanan problemler arasında çözüme başlarken daha sık tekrarlanan ve karşımıza çıkanla işe başlamak doğru olacaktır.
  • Çalışanların motivasyonunu sağlayıcı etkenlere programda yer verilmelidir.
  • Yönetim, çalışanlar ve kurum arasında ortak amacın yakalanmasının her kesimin lehine olacağı vurgulanmalıdır.
  • Çalışanların yeni teknolojiyi kullanmaları teşvik edilmelidir. Ancak eskisinin daha uygun olduğu durumlarda yeni sistemde ısrar edilmememlidir.
  • Firmaların otomasyona geçmesi sağlanmalı ancak çalışanları rahatsız edecek uygulamalardan kaçınılmalıdır.

 Sonuç olarak, firmaların yönetim ve üretim verimliliklerin arttırabilmeleri;

  • Mevcut durumlarını iyi anlamaları,
  • Hedefleri net ve anlaşılır bir biçimde koymaları,
  • Hedeflere uygun etkin bir sistem geliştirmeleri ve organizasyonel yapılarını buna göre kurmaları,
  • Hedeflere uygun nitelikte personel istihdam etmeleri,
  • İstihdam edilen personelin çalışma koşullarını insana değer veren, çözüm ve hedef odaklı olarak oluşturmaları,
  • Çalışanı ödüllendiren, motivasyon arttırıcı metodları uygulamaya koymaları,
  • Kurum hedefleriyle çalışanın hedeflerini çakıştıracak bir metod benimsemeleri ile mümkün olacaktır.

28 Temmuz 2012, İstanbul

© - 2018 www.leventsumer.com | Dr. Levent SÜMER Her Hakkı Saklıdır.