Öz Değer Öz Saygı Öz Güven Öz İrade Öz Disiplin

Yazının başlığı herşeyi anlatıyor aslında. Bugün insanı mutlu eden de, mutsuzluğuna sebebiyet veren de sahip olduğu “öz”e göre davranıp davranmamasıyla doğrudan ilintili..

Bir insanın karakterini belirleyen temel şey sahip olduğu değer yargılarıdır. O yüzden insanın ilk sırada gözeteceği husus hayatını ne derece bu “öz değerlere” göre yaşadığıdır. Her ne kadar çevresel koşullar, toplumsal baskılar ve sahip olunan sorumluluklar bunu yüzde yüz oranında gerçekleştirmemize mani de olsa insanın bu hayatta varoluş sebebiyle paralel bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gereken bir husustur “öz değerlerimiz”..Bir kez kaybedildi mi geri kazanmanın pek de kolay olmadığı ve insanın kendine olan saygısını kaybetmesine sebep olduğu en önemli unsurdur “öz değerlerimiz”..

İşte tam da burada “öz saygı”dan bahsetmek gerek.. Kişinin toplumda saygın olabilmesinin ilk ve vazgeçilmez ön koşuludur kendine saygı duyması. Bu saygı, başta öz değerlerine sahip çıkmakla başlar, hangi seviyede olursa olsun, yükselse de düşse de, mevcut toplumsal statüsünün, gelir seviyesinin, ailesinin, kendisi için iftihar edilmesi gereken birer “nimet” olduğu ve bunlara sahip çıkmakla ve öz saygısını tesis etmekle pekişir ve kişinin toplumda bir duruşu olmak suretiyle saygınlık kazanacağı sonucunu oluşturur.

Peki “öz saygı” tek başına yeterli midir? Bunu destekleyen ve insanı belki de birçok sıkıntıya karşı kalkan olarak koruyan şey kendisine duyduğu güvendir. “Öz güven” (her ne kadar yazılışı birleşik dahi olsa ve birbirinden ayrılmaması gereken iki kelime de olsa “öz”ü vurgulamak adına ayrı yazıyorum) kişinin karşılaşacağı her türlü zorluğa, uğrayabileceği herhangi bir saygısızlığa karşı “öz saygısıyla, öz değerleriyle birlikte” kendi duruşunu ortaya koyan ve düşse bile tekrar ayağa kalkabilecek enerjiyi, yaşama sevincini, direnci kendisine veren temel bir karakter göstergesidir.

Bu ise ancak “öz irade” ile desteklenirse insan için başarılı bir sonuç teşkil eder. Toplumsal baskılar, ekonomik koşullar, insanın nefsani arzuları başta öz değerlerine aykırı davranmasına, öz saygısını ve öz güvenini kaybetmesine sebebiyet verir. Burada artık öz irade ve öz disiplin devreye girer. Her ne kadar aynı gibi gözükse de öz irade ve öz disiplin birbirini tamamlayıcı birer unsurdur aslında. Ancak irade sahipleri belli bir disiplin içerisinde hayatlarını bir düzen ve ahenk içerisinde idame ettirebilir. Öz disiplin ve öz irade sahiplerinin yaşamları bazılarının iddia ettiği gibi tekdüze değil tam aksine belli bir düzen ve intizam içerisinde olur..

Evet..sahip olduğumuz “öz” lere göre mi yaşıyoruz, yoksa sert esen ilk rüzgara karşı tamamen savrulup yeri yurdu belli olmayan kırık dal parçaları mı oluyoruz? Yerinde ağır olan taş mıyız maruz kaldığı her türlü olumsuz etkiye rağmen yoksa “olsa da olur, olmazsa da” diye tabir edilen savruk ve silik insan tipolojisinden miyiz? Herşeyden önemlisi de “öz”ü ile barışık ve buna göre yaşayan ve mutluluğu “öz”ünde arayanlardan mıyız?

Sizce hangisiyiz?

Sevgi ve selamlarımla,

17 Şubat 2013, İstanbul

© - 2018 www.leventsumer.com | Dr. Levent SÜMER Her Hakkı Saklıdır.