Rakamlar Ne Diyor ?

Seçimlerin hepimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Aslında bu yazımın büyük kısmını seçim gecesi sonuçları alır almaz yazmıştım, ancak şimdi blog sitemde  yayınlayabiliyorum.

Partilerin oy oranları AKP: %41, CHP: %25, MHP: %16, HDP: %13, Diğer: %5 bize ne ifade ediyor peki?

  1. AKP son 4 yılda yapılan hatalardan dolayı halk tarafında ciddi olarak uyarılmış ve tek başına iktidar yetkisi verilmeyerek cezalandırılmıştır. Buna rağmen alınan oy oranı halkın yapılan hizmetlerle son 4 yıl arasında yaşanan yolsuzluk ve gerginlik arasında kaldığını göstermektedir.  Bu tablo doğru okunursa ve koalisyon stratejisi doğru belirlenip yanlışlarda ısrar edilmezse partinin bir sonraki seçimde tekrar tek başına iktidar olması bu siyasi konjonktürde muhtemeldir.
  2. Siyasi risk alarak yapılan demokratik açılım AKP’ye değil HDP’ye yaramıştır. AKP güneydoğudaki Kürt seçmeninin büyük bir kısmını kaybetmiştir. Bu tablo yerel seçimlerde yapılan hatalı uygulamaların da bir sonucudur.
  3. HDP’nin barajı geçip %13 gibi yüksek bir oy almasının ardında yatan 2 sebep vardır: Güneydoğudaki Kürt AKP seçmenleri kendilerini temsilen HDP’yi seçmiştir, başta CHP olmak üzere batıdaki sol oyların bir kısmı HDP’ye verilmiştir. HDP aldığı emanet oyları doğru değerlendirip seçim sürecinde savunduğu barış politikasında samimi olduğunu kanıtlamalıdır.
  4. MHP, aldığı oy oranıyla milliyetçi hassasiyetlerin temsilcisi olmuştur ve hükümet kurma konusunda kilit bir pozisyona gelmiştir. Ancak sadece bir şehirde birinci parti olarak ve çıkardığı 80 vekil ile aslında aldığı oy nispetinde vekil çıkaramamıştır. Parti için bir lider değişiminin zamanı gelmiştir ve genel başkanın, yeni gelen neslin önünü açması, koalisyonda net duruş gösterip ülke menfaatlerini gözetmesi, MHP’yi bir sonraki seçimde iktidar için yürüyen bir parti haline sokabilir. AKP’ye verilen tepki oyları ile HDP’nin dengelenme politikası %16’nın alınmasında önemlidir ve bunun doğru değerlendirilmesi gerekir. Aksi takdirde sonraki seçimlerde yine %10-15 bandında sıkışıp kalacaktır.
  5. CHP, aldığı oy ile ciddi bir yenilgi almıştır. Ancak AKP’nin tek başına iktidar olamamasıyla kendini başarılı addetmiştir. CHP seçmeni bu seçimde HDP’yi destekleyerek aslında belki de olası CHP-MHP koalisyonunun da önüne geçmiştir. Çünkü oylarını %28-29’lara çıkaran bir CHP ile MHP belki de ikili koalisyon fırsatını bu şekilde geri çevirmiştir. Muharrem İnce’nin başını çektiği muhalafet olası bir başarılı AKP-MHP koalisyonunda (ki koalisyon olası görülse de ömrü konusunda tereddütlerim var) sesini daha da yükseltecektir.
  6. Başkanlık sistemi, bugün itibariyle tartışma konusu olmaktan çıkmıştır. Erdoğan’ın bir dönem daha başbakan kalıp, tek başına iktidar olup anayasa değişikliği ile başkanlığa gitmemesinin ve seçim sürecinde tutunduğu partili cumhurbaşkanı tavrının da bir sonucu olarak kaybedilen tek başına iktidar şansı ile bu konu artık gündem dışı kalmıştır. Erdoğan’ın bu saatten sonra ortamı yumuşatıp bir an önce hükümetin kurulmasını sağlamadaki tarafsız rolü önemlidir. Bu şekilde ekonomik tansiyon düşecek ve siyasi belirsizlik azalacaktır.
  7. Yeni anayasa hayali bir başka bahara kalmıştır. Ancak yeni meclisin bu alanda çalışma yürütmesi olmazsa olmaz bir konu olmalıdır.
  8. Seçim sonuçları ekonomik kaygıları tetiklemiştir. Faiz oranlarındaki artışlar, döviz kuru dengesizliği, borsanın inişli çıkışlı seyri birçok firmaya tedirginleştirmiştir.
  9. İç ve dış politikada tutarlılık daha da önem kazanmıştır. Koalisyon yapacak partilerin tutumu bu dengesizliği ya denge noktasına getirecek ya da iyice karmaşık hale sokacaktır.
  10. Toplum bilimi ve ideolojik bakış açısı yatırım ve ekonomi perspektifinin önüne geçmiştir. Ancak bu durumu doğru okuyup buna göre adımlarını atan partiler bir sonraki seçimin galibi olacaktır. Yine de görünen odur ki düşüşe geçen AKP dışında bir sonraki seçimde de mevcut partilerin tek başına iktidar olma ihtimali özellikle ideolojik perspektif açısından bakıldığında uzak gözükmektedir.
  11. Gül’ün tutumu, 3 dönem kuralına takılan AKP’li vekillerin durumu, Kandil-Demirtaş-İmralı arasındaki birlik-güç savaşı ve temsiliyet yaklaşımı, Erdoğan’ın bundan sonraki adımları, CHP ve MHP’nin kırmızı çizgileri ve kendi içlerindeki dönüşüm hamleleri bundan sonraki iç siyaseti belirleyecektir.
  12. IŞİD etkisi, FED faiz kararları, AB-Yunanistan anlaşması, Rusya-Ukrayna krizi, İran-ABD arasındaki nükleer anlaşma, İsrail’in bölge politikaları, Mısır’da Mursi yanlılarının durumu, Suriye iç savaşı partilerin bir an önce uzlaşmalarını zorunlu kılmaktadır.

Selamlarımla.

14 Haziran 2015 – İstanbul

© - 2018 www.leventsumer.com | Dr. Levent SÜMER Her Hakkı Saklıdır.