Yeni Ekonomi Kuramı: Sümer Yaklaşımı

Günümüz konvansiyonel finansal sistemin ve uygulanmakta olan mali ve ekonomik politikaların maalesef toplumun genelinin faydasını gözetmekten çok belli zümrelerin çıkarlarına hitap eden ve sosyal devlet anlayışından uzak bir yaklaşımı var. Bu sebeple gerek bir devletin kendi vatandaşları arasında, gerekse farklı devletlerin birbirlerine kıyasla yaşam seviyelerinde ve kalitelerinde ciddi uçurumlar mevcut. Bunun temelinde devletlerin ve insanların ben-merkezcil bir sömürgeci anlayış içerisinde bir yaklaşım sergilemesi yatıyor.

Bu düzeni değiştirecek ve toplumların refah seviyesini dengeli bir biçimde yükseltecek politikalar, mevcut sistemin özellikle sosyal adaleti hedefleyen yeni ekonomik kuramların geliştirilmesiyle mümkün. Aşağıda bu çerçevede geliştirdiğim “Yeni Ekonomi Kuramı”mı sizlerle paylaşacağım.

Bir toplumun en temel ihtiyaçları olan barınma, geçinme, sağlık, eğitim, adalet gibi ana gereksinimlerin hiçbir gerekçe gösterilmeksizin tüm vatandaşlara eşit olarak dağıtılması, sosyal devlet olmanın en temel ilkeleri arasında yer alır. İlk etapta sosyalist bir yaklaşım gibi gözükse de aslında bu yaklaşım, devletin asli görevlerini ifa etmekten başka bir anlam ifade etmiyor. Özel teşebbüsü sınırlamayan ancak toplum içerisindeki genel dengeyi sağlamaya yönelik olarak bazı temel prensiplerle bir çerçeve altına alan – disipline eden- bu yaklaşımla aslında birlik içerisinde birey olabilmeyi, kendisi için çalışırken toplumun ihtiyaçlarını da gözetmeyi, bir nevi komşusu açken tok yatmama prensibini amaçlıyor.

Şimdi bu kuramı oluşturmamın altında yatan düşünce mekanizmasına ve kuramın temel prensiplerine kısaca değinelim:

  1. İnsan Neden Çalışır?

Çalışmak, bireysel açıdan bakıldığında insanın hayatını idame ettirmesi ve mutlu ve huzurlu bir hayata sahip olabilmesi için bir ihtiyaç, ancak nihayetinde bir araçtır. Toplumsal açıdan bakıldığında, toplumun ihtiyaçlarını gidermesi ve başkalarına da fayda sağlaması, bireyin bilgisini, yeteneklerini ve zamanını bu amaç uğruna harcaması da çalışmanın bir diğer pozitif sonucudur. Bu açıdan bakıldığından çalışmak, birey ve toplumun ortak kesişimi olan müşterek faydayı yakalamak için yapılan işler bütünüdür. Bireyi mutlu etmeyen ve topluma fayda sağlamayan çalışma, bu perspektiften bakıldığında zaman, emek ve sağlık kaybından başka bir anlam ifade etmez.

  1. İnsanın Temel İhtiyaçları Nelerdir?

Az önce de ifade ettiğim gibi barınma, geçinme, eğitim, sağlık, adalet, güven içinde olma, inancını yaşama, kendini özgürce ifade edebilme ve başkasının hakkını çiğnemeden istediği gibi yaşama; insanın en temel ihtiyaçları arasında yer alır. Bunları sağlayamayan bir devletin hangi icraatı yaparsa yapsın, hangi ekonomik modelleri hayata geçirirse geçirsin başarılı olduğunu iddia etmesi, boşa kürek çekmekten ve boşa emek harcamaktan öte bir manaya gelmez.

  1. İnsanı Ne Mutlu Eder?

Bu kişiden kişiye değişse de insanı mutlu eden en temel şey kendini gerçeklemektir. İnsanların bireysel beklentilerini, potansiyellerini ortaya çıkaracak, bu potansiyeli kullanmasına olanak sağlayacak bir mekanizma kurulması, insanların hem birey hem de toplum olarak mutlu olmasına olanak sağlayacaktır. Bir nevi mutlu insan mutlu toplumu oluşturacak, mutlu toplum da insanların bireysel mutluluğunu gerçekleştirmesinin önünü açacaktır.

  4. Para Ne İşe Yarar?

Para, günümüzde çok şey ifade etse de, aslında özünde bir kağıt parçasından ibarettir. Paraya anlam yükleyen, insanın ona olan bağımlılığı, hırsı ve isteklerini gerçekleştirme arzusu için ona daha çok sahip olma ve onu elde tutma hırsıdır. Bu perspektiften bakıldığında topluma fayda sağlamayan paranın, bireye sağladığı faydanın geçiciliği, onun artık satın alamayacağı manevi huzur, mutluluk, sağlık, gençlik ve en nihayetinde hayat elden gittiğinde anlaşılır. Bu açıdan bakıldığından evet, para çok önemli ancak bir o kadar da önemsiz bir enstrümandan öte değildir. Mesele, ona hayatımızda ne anlam yüklediğimizde ve onu hangi amaç için kullandığımızda saklıdır.

  1. Bireysel ve Toplumlararası Çıkar Çatışmaları Nasıl Önlenir?

Oluşturmakta olduğum kuramın belki de en zor tarafı insan nefsinin, egosunun oluşturduğu ben-merkezcil yaklaşımın nasıl kontrol altına alınacağı ve bu sebeple oluşan çıkar çatışmalarının önüne nasıl geçilebileceği veya bunun nasıl yönetilebileceğidir. Aslında bu sorunun çözümü, bugünkü global politik ve ekonomik sorunların çözümü anlamına da geliyor. Burada gözetilmesi gereken en temel husus vicdandır. Vicdanı hür, iç sesini dinleyen ve buna göre hareket eden bir toplumda çıkar çatışmalarının en aza indirgeneceği düşünülebilir. Bunu sağlayacak en temel unsur, adil devlet düzeninin tesisidir. Bireyden toplumun geneline yansıyan ancak bir o kadar da toplumun bütününden bireye indirgenebilen adil, sosyal ve sistematik bir devlet düzeni bu konudaki en temel çözüm unsuru olacaktır. Bu sağlandığında, insanın bireyselliği, egonun ötesinde, sahip olduğu yetenek ve potansiyelin hem kendi hem de topluma fayda sağlayacak bir formatta dışa vurmasına olanak sağlayacaktır.

Bu temel sorulara vermeye çalıştığım cevaplardan yola çıkarak geliştirdiğim kuramın temel prensiplerini aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:

  1. Üreten Toplum Anlayışı: Tarımdan sanayiye, eğitimden bilime, teknolojiden sanata ve spora toplumun geneline üretim odaklı bir bakış açısı kazandırılması
  2. Üretim-Tüketim Dengesinin Gözetilmesi: İhtiyacından fazlasını almayan, ürettiğinden fazlasını tüketmeyen, kendi kendine yeten bir yaklaşımın kurgulanması
  3. Tasarrufun Birey ve Hane-Halkı Seviyesine İndirgenmesi: Üretim-tüketim dengesi çerçevesinde israfı önleyen ve gereksiniminden fazlasını tasarruf olarak biriktiren ve bunu ihtiyaç sahipleriyle kar amacı gütmeden paylaşan bir yaklaşımın sağlanması
  4. Eğitim Sisteminin Yetenek Odaklı Olması: İlkokuldan başlayarak üniversiteye kadar eğitim sisteminin bireylerin yeteneklerini ortaya çıkaran ve geliştiren bir çerçevede ele alınması
  5. Teknolojinin Refah Seviyesini Arttıran Bir Araç Olarak Kullanılması:Teknolojinin, toplumun yaşam kalitesini arttıran bir yaklaşımla ele alınarak teknolojik gelişimleri üretici pozisyonda takip eden, bununla birlikte teknolojiye esir olmadan, bunu ihtiyacı için kullanan bir toplum algısının kurgulanması
  6. İnsan ve Toplum Odaklı Finansal Sistem Geliştirilmesi: Paradan para kazanmayı değil, insanı mutlu eden ve toplumun huzur ve mutluluğunu arttırmaya yönelik üretim merkezli bir finansal sistem kurgusunun sağlanması

Temel başlıklarıyla ele aldığım bu modelin elbette ekonomi teorisyenleri ve uygulayıcıları açısından bir değerlendirmesi olacaktır. Bununla birlikte özellikle sosyal devlet açısından bu maddelerin politikacılar nezdinde de bir yansıması olmasını umuyorum.

Dr. Levent Sümer

Kasım 2017, İstanbul

© - 2018 www.leventsumer.com | Dr. Levent SÜMER Her Hakkı Saklıdır.