Yüzüklerin Efendisi Filmine Farklı Bir Bakış

Birinci filminin vizyona girdiği ilk günden beri Yüzüklerin Efendisi Üçlemesini birçok kez çok severek izledim. İlk filmini izlerken yakın bir arkadaşımın bana anlattığı Elf, Hobbit, Ork gibi yeni duyduğum tür ve kavramlarla başta öğrenmekte zorlandığım film karakterlerinin, zamanla bende oluşturduğu anlamlar daha bir farklılaşmaya ve derinleşmeye başladı.

Filmin ana temasını hatırlayalım isterseniz. Ortada yok edilemeyen bir yüzük var ve herkes bu yüzüğün peşinde. Sahibi olan kişiye karşı konulmaz bir güç veren bu yüzük, iyinin de elinde olsa kötünün de elinde olsa onu etkisi altına alıyor.

İşte tam da burada “yüzük” bana “insanın nefsini” tarifliyor. Etkisi altına girdiğimizde bizi olduğumuzu düşündüğümüz kişiden bambaşka bir hale büründüren, kendimizi tanıyamaz hale sokan nefsimizi anlatıyor o yüzük..Filmdeki mücadele aslında insanın kendi nefsiyle olan savaşını anlatıyor bence. Yok edilmeye çalışılan da insanı kötülüğe sevkeden duygu ve düşünceler bir bakıma..

Yüzüğü eline geçirmeye çalışan Sauron, aslında şeytani ve kötü güçleri sembolize ediyor. Çünkü sizin nefsinizi eline geçiren şeytan size herşeyi yaptırabilir. Onun emrinde olan, aslında insan olan 9 kara şövalye ise nefsine yıllar önce yenik düşüp tamamen karanlık güçlere teslim olmuş kişileri karakterize ediyor. Filmin ilginç taraflarından bir tanesi de, yüzüğü yok edebilecekken bunu yerine getirmeyenin yine bir “insan” olduğu. Yani aslında filmde insanın zayıflığı ve nefsine olan tutsaklığı açıkça anlatılıyor.

Elfler, iyiliği temsil ediyor filmde. Ölümsüz olmaları, bir bakıma melekleri çağrıştırıyor. Hobbitler ise saflığı sembolize ediyor. Zaten yüzüğü taşıyan ve bir hobbit olan Frodo da zorlansa da nefsine yenik düşmeyen ve nihayetinde bunu başaran bir saflığı temsil ediyor. Bu bağlamda insanın göstermesini beklediğimiz iradeyi bir Hobbit gösteriyor.

Filmde kötü ile iyinin sürekli savaş halinde olduğunu görüyoruz. Tıpkı dünyanın kurulduğu ilk günden itibaren “hak ile batılın savaş içinde olduğu” gibi..Yüzük kardeşliği ise, bu savaşta batıla ve kötüye karşı savaşta birlik, beraberlik ve dayanışmayı gösteriyor bize.

Filmde ara mesajlar da veriliyor, örneğin ormanlar diyarındaki ağaçlar olan Ent’lerin, kendilerini korumak için ormanları yok eden İsengard’taki Saruman ile savaşmaları gibi. Aslında yine biz insanlara bir mesaj bu, ormanları yok etmeyin mesajı. Büyük kurguda ufak gözükse de bence önemli bir mesaj..

Sonra sevgisi uğruna ölümsüzlükten vazgeçen Arwen. Sevginin büyüklüğünü anlatıyor bize. Tıpkı Melekler Şehri filmindeki Seth (Nicolas Cage) gibi..

Filmin birçok yerinde olağanüstü olaylar, fantastik kurgularla karşılaşsak da derinlerine indiğimizde günlük hayatımızdan birçok kesitler, daha da önemlisi iç dünyamızdaki gel-gitler, mücadeleler ve sonunda iyinin kötüyü galebe çaldığı bir sonla karşılaşıyoruz.

Umarım hepimizin iç dünyasındaki cihadı da mutlu son ile biter ve insan-ı kamil olma yolunda önümüz aydınlık, sonumuz hayırlı olur..

Ne dersiniz, filmi bir de bu gözle izlemeye değer mi sizce?

17 Mart 2013, İstanbul

© - 2018 www.leventsumer.com | Dr. Levent SÜMER Her Hakkı Saklıdır.